En azından artık birinci elden biliyorum ki, iPhone’lar makinada yıkamaya dayanıklı değiller.
Haftasonu ufak bir kaza geçirdim. Pantolonumun cebinde unuttuğum orjinal, aluminyum kasalı, sevimli mi sevimli, GPS’siz, 3G’siz, incecik iPhone’um, kotumun cebinde unutmam sebebiyle çamaşır makinamızda ufak bir yolculuğa çıktı.
Çıkarttığımızda son nefeslerini vermekte olan iPhone’un öldürücü darbesi, pilini çıkartmak için kullandığım tornavidayla bir yerlerden dumanlar yükseltmem oldu. Servise götürdüm, “olmaz bu” dediler.
Ben de içim istemeye istemeye bir 3GS aldım.
Memnun muyum? Eh işte… Diğerinden sonra oldukça “plastik” geliyor. Ama içini doldurmama rağmen eskisinin kapasitesi kadar alanımın daha kalması, ve yüksek hızı gerçekten başarılı. (SimCity meğerse oynanabiliyormuş!)
iPhone’u tekrar keşfederken arkaplanda çalışan yazılımların bildirilerini ne kadar çok sevdiğimi farkettim. iPod’unki tabii ki ayrı, fakat aramalar, ses kaydı ve internet paylaşımının kendine has bir bildirimi var.
İnsanın sürekli bir şeyler kaydedesi veya iPhone’dan internete giresi geliyor resmen…










Sen daha önce Cx-200′lerini de mi yıkamıştın?
CX-300… ve evet.
Bazı insanlar da hijyene çok önem veriyo işte.
Yalnız giderek büyüro yıkadıkların. Seneye falan bi MacBook yıkarsın diye düşünüyorum.