…bir kurbanlığın hayatını bağışladığın için tüm hayvan hakları savunucuları adına sana teşekkür ederim.
Continued…
flickr
|
…bir kurbanlığın hayatını bağışladığın için tüm hayvan hakları savunucuları adına sana teşekkür ederim.
Continued…
Posted in Kişisel.
– Haziran 22, 2010
Şaka lan… Spoiler yapmadım. Korkmayın hemen. (Ekleme: Ama daha izlemediyseniz bence “EKLEME” kısmını okumayın.)
Ama istesem yapabilirim. Bu kadar reklama daha fazla dayanabilirsem.
Şöyle ki, Türkiye’de -şu anda- Lost, ABC’yle aynı anda, canlı olarak yayınlanıyor. Başlangıcındaki ABC Studios logolu teknik bilgi dökümanını görenler, “Direct Point” gibi bir logoyu gözucuyla yakalamış olmalılar.
Araştırdığım -ve Türkiye’deki Dizimax gibi aynen bu şekilde Lost’u anında yayınlayan diğer 6 ülkede de tartışıldığı- üzere yayın direkt Amerika’dan yapılıyor. Yani ABC malzemeleri bu 6 ülkedeki 6 kanala göndermiş değil —ABC, DiziMax’e -ve diğer kanallara- kendi yayınını yapıyor.
Bunun getiri ve götürüleri nedir? Amerika’da televizyonculuk tamamen kendini pohpohlamadan ibaret, ve 43 dakikadır ABC Lost’u çekmekle ne kadar iyi bir şey yaptığını anlatan bir reklam veriyor. Gel de esneme. Ve altyazı yok. Öte yandan, bugüne kadar izlemediğim kadar kaliteli bir görüntüyle karşı karşıyayım, ve Digiturk+ bile yok bende. Yani HD yayın bile değil izlediğim.
Sanırım benim de ilgimi çeken Lost’un son bölümü değil, bunu anında izlememizin teknik kısmı. İlk reklama girdiği anda geçişleri nasıl yaptıklarını görüp yatmayı düşünüyorum.
Ben bu yazıyı yazarken daha henüz özet/reklam bölümü geçiyordu. Hatta tam olarak 05.43′te yayınladım yazıyı. Facebook ve twitter’dan da başlıktakini geçtiğim zaman en ufak bir bilgim bile yoktu spoiler verdiğime dair.
Sonu mahvettiğim herkesten özür dilerim.
Posted in Televizyon.
– Mayıs 24, 2010
Kendime fotoğrafçı diyorum ama, palavralarla doluyum. Fotoğrafçı olmak için gereken yaratıcılığa sahip değilim.
Öte yandan, okuldan benimle birlikte mezun olacak bir arkadaşım, oldukça yaratıcı bir insan. Önerdiği fikir, kendimize özel bir yıllık: Arkadaşlarımızla Polaroid’ler çekeceğiz ve altına not yazdıracağız.
Güzel fikir, değil mi? Tek sorun, Polaroid filmlerin 2009′dan beri üretilmiyor oluşu.
Posted in Fotoğraf.
– Mayıs 13, 2010
Netiket, staj yaptığım ilk firma olmasının dışında, aynı zamanda internet ortamında uyulması gereken, insanların birbirine karşı internet ortamındaki davranışlardır. Mesela büyük harflerle yazmanın BAĞIRMAK anlamına gelmesi gibi.
Peki blog’culuğun netiketleri nelerdir, blog yazarken nasıl davranmak gerekir?
Continued…
Posted in İnternet.
– Mayıs 9, 2010
Görsel eğlenceye bayılırım. Özellikle insanların rol yaptığı ve aktörlerin başkasının yazdığı, kendinin olmayan duyguları yansıtma çabalarını izlemek, en sevdiğim eğlencelerden biridir… Evde, yatağımda uzanıyorsam. Filmler ve diziler gibi.
Tiyatro da çok sık gitmediğim, fakat genelde gittiğimde beni oldukça büyüleyen sahne sanatlarının başında gelir. Yine de, her gördüğüm tiyatro afişi ilgimi de çekmez. Okulumun Güzel Sanatlar Fakültesi’nin olduğu kampüsün girişinde gördüğüm “Kraliçe Lear” afişi ise, ilk gördüğüm anda “buna gitmeliyim” tepkisi uyandırmıştı.
Posted in Tiyatro.
– Mayıs 2, 2010
![]()
idefix.com, sonunda Türkçe e-kitap satmaya başlayabildi. Benim gibi bazıları tarafından sabırsızlıkla beklenip geç geldiği için söylenmelere maruz kalsa da, okuma oranı bu kadar düşük bir ülkede fazlasıyla erken bile başlatılan bu servis hakkında bir şeyler karalama ihtiyacı hissettim. Continued…
Posted in Kitap.
– Nisan 18, 2010
Türkiye’deki hosting firmalarını geçersek, paylaşımlı sunucu firmalarının çoğu WordPress konusunda büyük rahatlık sağlıyor. Sistemin dosya yükleme aracı gerekli klasörleri otomatik olarak yaratıyor ve Core Update fonksiyonu FTP bilgisi istemeden sorunsuzca güncelleme yapıp eklenti/tema kurmamıza izin veriyor.
VPS’lerde ise bunun için kendimiz uğraşmamız gerekiyor. Birçok sorunun çözümü yokmuş gibi gözükse de, aslında çok basit bir şekilde tüm özellikler çalıştırılabiliyor.
Continued…
Posted in Teknik.
– Nisan 18, 2010
Barnes & Noble nook hakkında uzunca bir yazıyı tamamlama aşamasındayım, ve idefix e-Kitap sistemi hakkında da bir yazı yazmaya başladım, fakat bunu şimdiden paylaşmak istedim:
“Yeterince”den kastım, kitabın adında ve girişindeki bazı sayfalarda ğ, ş, ı gibi Türkçe karakterlerin gözükmemesi. Fakat bu fotoğraftan da anlayabileceğiniz üzere, kitabın içerisine dalınca Türkçe karakterler sorunsuzca görüntülenebiliyor.
Ekleme: Kitabı, onlarca kitap arasından en “alınabilir” olarak görüp aldım. Baskılı hali 11.05TL olan kitabın elektronik versiyonuna 15TL para verdim. Fakat fotoğraftan da anlayacağınız üzere gereksiz karmaşık olan çevirisi nedeniyle 4. sayfadan ileriye gidemedim, ve İngilizcesini bulup onu okumaya başladım.
Posted in Kitap.
– Nisan 17, 2010
Pretty self-explanatory…
Bunu izleyenler bunu da izlemeli.
Dipnot: Ağzından güzel notalar dökülürken yamuk yumuk olmasına aldırmayan insanlara hayranım, ama Tristan üzgün bir Mario’ya benziyor bu videoda. Olsun be, hâlâ seviyorum.
Posted in Müzik.
– Mart 26, 2010
Bu videoyu last.fm’de izlemiştim, ve bilgisayara kaydetme ihtiyacı hissetmiştim. İyi ki de etmişim, şu anda sitede yok bu video.
Ayrıca şarkının orjinali bu kadar güzel değil…
Posted in Müzik.
– Şubat 21, 2010